| 
Editörden
Cübbeli hocamızın hapis süreci devam ederken, geçen ay (04 Nisan Çarşamba günü) hocamız (kendi ifadesiyle) büyük bir bayram yaşadı. Zira sevgili üstadımız asrın Müceddidi Mahmut Efendi Hazretlerimiz Metris Cezaevine, onu ziyaret için teşrif etmişlerdi. Bu cübbeli hocamız için ne büyük bir devlet, ne büyük bir bahtiyarlık, ne büyük bir şerefti... Niceleri sultanımızın nur yüzünü bir defa görebilmek için can atarlarken, o koskoca maneviyat sultanı kalkıyor, cezaevinde bizzat onun ziyaretine gidiyordu. O duyguyu anlatabilmek, bu mutluluğu ve sevinci ifade edebilmek mümkün müydü?.. Bizler üçüncü şahıslar olarak, üstadımızın bu ziyaretinden duyduğumuz sevincimizi ve duygularımızı ifade etmekten aciz kalırken, ya bunu bizzat yaşayanın durumunu varın siz düşünün... Tatmayan bilmez… Metris Metris olalı ilk defa böyle bir misafir ağırladı. O büyük Allah dostunun bu önemli ve anlamlı ziyareti, tabi ki birçok hikmetler ve mesajlar yüklüydü. Elbette bunların hepsini bilmek ve anlamak mümkün değil. Ama üstadımızın bu ziyaretinde ihvana da ihvan olmayana da, Cübbeli hocamızı sevene de sevmeyene de, hocalara da cemaate de yani herkese bir mesaj vardı. Rabbim bunu anlamak ve gerektiği gibi hareket edebilmek cümlemize nasip eylesin. Dün, Ehli Sünnet dışı muhalif görüşlere karşı reddiyeler yapması için emir buyuran ve: “Acı da olsa hakkı söyle.” “Hakkı söylemeyen dilsiz şeytandır” hadîs-i şeriflerini okuyup: “Geri durmak yok, hakkı söylemeye devam” buyurarak, Cübbeli hocamızı bu konuda teşvik eden ve mânen onun yanında olan Efendi Hazretlerimiz, bu gün bizzat onu ziyaret etmekle zâhiren de yanında olduğunu cümle âleme ilan etmiş oldu. Dolayısıyla Efendi Hazretlerimize inanan ve ona karşı kalbinde az da olsa bir sevgi kırıntısı olan herkes üstadımızın yolundan gitmeli, özellikle bu günlerde, Efendi Hazretlerimiz gibi Cübbeli hocamızın yanında olmalıdır. Bu yazıyı kaleme alırken iddianame daha yeni hazırlanmıştı. Ve herkesi hayrete düşüren rekor bir ceza istenmişti. Tabi bu mahkemenin verdiği bir karar değil, iddia makamının verilmesini istediği cezaydı… Sizin de malumunuz olduğu üzere Efendi babamız Ali Haydar Efendi (Kuddise Sirruhu) kaç defa idamla yargılanmıştı ama Rabbimizin lütf-u keremiyle hepsinden de beraat etmişti. Mevla Teala Cübbeli hocamıza da en kısa zamanda beraat nasip eylesin. İnşallah bizler her daim olduğu gibi, mahkemeden hocamızın lehinde bir karar çıkması için dua etmeye devam edelim. Zira Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit bela ve musibete karşı faydalıdır. Kazayı da sadece dua geri çevirir. Öyleyse sizlere dua etmek gerekir.” Efendimiz bir diğer hadisi şeriflerinde ise: “İcabete mazhar olmada gâib kimsenin gâib kimse hakkında yaptığı duadan daha süratli olanı yoktur.” buyurmuştur. Dolayısıyla bir mümin, diğer bir mümin kardeşi için gıyabında yapacağı dua, Allah-u Teala Hazretlerinin süratle kabul edeceği dualardandır. Öyleyse, herkesin derin uykuda olduğu gecenin zifiri karanlığında duaya kalkıp seccadede, secdelerde buluşmaya devam edelim. Kıymetli Ârifân Dergisi Okurları! 24 Mayıs Perşembe Gününü, 25 Mayıs Cuma Gününe bağlayan gece, Reğaip Kandili’ni idrak edeceğiz. O geceyi kesinlikle gafletle geçirmeyelim. Zira Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyuruyor: “Sakın ola Receb’in ilk Cuma gecesinden gaflet etmeyin. Çünkü o geceyi melekler “Reğâib” diye tesmiye ederler.” Regâib; atâ, ihsan, bahşiş demektir. O gece, yüce hîbeler gecesidir. Allah’ın kullarına ihsânı ve rahmeti çok büyük olduğundan o geceye Reğâib dendi. Mevlâ Teâlâ Habîbinin hürmetine o gece, mümin kullarına rahmetini bol bol ihsân edecektir. Rabbim cümlemizi istifade edenlerden eylesin. Şimdiden hepinizin Reğâib gecenizi tebrik eder, gerek bizler, gerekse tüm İslâm Âlemi hakkında hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ederim. Fi emanillah! |